19 Mayıs 2009 Salı

ÖLÜM


Ölüm, gözdür. Doğum anından başlayıp hayattan çekip gidene dek seni gözetler, bilinmeyenin kapı deliğinden.

Ölüm, rüyadır. Onu düşlersin sadece, gözün açıkken apaçık göremezsin, elle tutulur gözle görülür halini asla bilemezsin.

Ölüm, denizdir. Hayatın kıyısını döver durur. Ses verir, sesini dinletir. Ufuk nedir öğretir. Sonsuzluk nedir hissettirir.

Ölüm, sevdadır. Uzlaşmazdır. Diktir. Ağırdır. Hafiftir. Cin çarpmışa döndürür. Kendinden götürür, kendine getirir.

Ölüm, umuttur. Çekilmez bir hayata karşı tek tutamaktır, devrimci bir dönüşümdür.

Ölüm, dostluktur. Dostlukta tek dosttur. Seni aldatmaz. Riyakar değildir, dürüsttür, merttir. Doğruyu söyler.

Ölüm, yolculuktur. Dönüşün olmayışı ne kadar anlamlı, ne kadar güzeldir. Koparmaktır palamarı. Son gemiye binmek, açılmaktır.

Ölüm, okumaktır. Okumakla ölürsün. Ölümü okursun. Ölümle okursun. Okumaktır, çünkü olgunlaşırsın. Yeni bir sensindir.

Ölüm, bilmektir. Böyle diyelim ya da.

Ölüm, hüzündür. Hiçbir şey bu hüznün tadını vermez, veremez.

Ölüm, yazdır. Kış değildir. Sıcaktır, yakar, kavurur. Güneşin altında bilmediğin şey kalmamıştır artık. Pişersin. Olursun.

Ölüm, kadındır. Zor seversin. Sevdin mi bir daha bırakamazsın. Anlaması zordur onu. Bırakması da.

Ölüm, erkektir. Müşfik görmek istersen müşfik, zorba görmek istersen zorba.

Ölüm, inançtır. İnanmazsan ölemezsin. İnandığında ölmesi kolaydır artık. İçin rahattır. Huzur gelip bulur seni.

Ölüm, gecedir. Bütün gereksiz sesler kesilir. Bütün gereksiz renkler kaybolur. Bütün gereksiz işler bırakılır.

Ölüm, tepedir. İstersen Prometeye sor.

Ölüm, evdir. İçinde hiçbir tehlikeden korkmadan barınabileceğin yerdir. Dış dünyanın vahşetinden seni koruyacak bir mekan.

Ölüm, hikayedir. Girişi, gelişmesi vardır. Ama sonu yoktur. İlginç bir hikayedir, kesinlikle okumak gerekir.

Ölüm, müziktir. Büyük besteciler yaklaştılar, ama onun kadar kusursuz bir eser veremediler.

Ölüm, yalnızlıktır. Hakkı verilmiş bir yalnızlık. Zahmete değer bir yalnızlık hali.

Ölüm, ayrılıktır. Yanılma sakın ola: Başkalarından ayrılık değil. Bir türlü tamamlayamadığın kendinden ayrılık.

Ölüm, mektuptur. Kime yazılır, nasıl yazılır, kimden alınır, kime okunur. Herkesin kendince bir usulü vardır işte.

Ölüm, mizahtır. Keskin bir mizah. Trajikliğini içinde gizleyen, herkese göstermeyen bir mizah.

Ölüm, anıdır. Silik bir anıya dönüştüğü zannedilir, ama hep canlı kalır. Dokuz canlı.

Ölüm, Doğudur. Bilindiği sanılan, bilinmeyen Doğu.

Ölüm, şiirdir. Hayat vezninde, kafiyelerinin peşinde dilini eğip büktüğün, berceste mısraına bütün şairlerin öykündüğü bir şiir.

Ölüm, ölümdür. Bilinenin aksine, şakaya gelir, ele gelmez.

(Alıntıdır...)

Fotoğraf için...

15 Mayıs 2009 Cuma

gönülden dile

8 Mayıs 2009 Cuma

İslam âleminin en modern camisi hayırlı olsun




5 Mayıs 2009 Salı

vesvese

29 Nisan 2009 Çarşamba

misvak ve faydaları




Diş macunları ileri derecede bazik olduğundan ağız içi dengeyi bozar. Ancak bu nebati fırçanın (misvak) aktif kısmı haftada bir değiştirilerek yeni bir fırça kullanma avantajını sağlar. Misvakta ise yüksek konsantrasyonlarda asit veya bazik tabiatta maddeler yoktur.

Ege Üniversitesinde yapılan bir araştırmada liflerinde baklava dilimi şeklinde anizotrop basit prizmatik bitki kristallerinin olduğu anlaşılmıştır. Bunun ise mekanik temizliğe tesiri büyüktür.

“Misvak kullanınız!”

Peygamber Efendimiz (s.a.v.)buyuruyorlar ki:

“Misvak kullanınız! Zira misvak ağzı ve dişleri temizler, Cenâb-ı Hakk’ı râzı eder. Cebrâil (a.s.) her gelişinde bana misvak kullanmayı tavsiye etti… O kadar ki, bana ve ümmetime farz kılınacak diye korktum…” (1)

Misvak; “Erak” denilen ve çalıya benzeyen, dalları ve yaprakları çok, yumuşak ve hoş kokulu bir ağaçtır. Dallarından ve köklerinden misvak çubuğu yapılır. Güney Arabistan, Afrika ve Hindistan gibi sıcak memleketlerde yetişir.
***

Kullanma şekline gelince…

Misvak çubuğunun kabuk kısmı soyulur, lif kısmı temizlenir ve bir miktar su içine bırakarak bir müddet bekletilerek yumuşatılır. Lifler hâline geldikten sonra kullanılır. Hadîs-i şerifte, “Su içtiğinizde yavaş yavaş içiniz! Misvak kullandığınız zaman ise, aşağıdan yukarıya doğru kullanınız.” (2) buyurulmuştur.

Misvak kullanmada orta yol takip edilmelidir. Zaten hadis-i şerifte buyurulduğu gibi, “İşlerin hayırlı olanı, orta halli olanıdır”.

Eğer misvak aşırı derecede kullanılırsa;

- Çoğu dişlerin parlaklığını ve güzelliğini giderir.

- Mideden yükselen buharların ve kirlerin oralarda yerleşmesine zemin hazırlar.

- Eğer normal olarak kullanılırsa, dişleri parlatır, diş köklerini kuvvetlendirir, balgamı keser, mideyi düzenleyip hazma yardım eder, sesi güzelleştirir, konuşmayı kolaylaştırır.

- Okumak, zikir yapmak ve namaz kılmak için zindelik verir, uykuyu giderir. Ve nihayet;

- Allah Tâlâ’yı râzı kılar, melekleri-rûhânîleri hoşnut eder, yapılan ibâdetlerin ecrini artırır.
***

Misvakla alakalı hadîs-i şerifler umum ifade ettiği için, hem oruçlu ve hem de oruçlu olmayan kimselerin kullanması müstehaptır.

Misvak kullanmanın belli bir zamanı yoktur. Fakat yemeklerden sonra, uykudan önce, uyandıktan sonra ağız kokusunu gidermek için, abdest alırken, Kur’an okuyacağı zaman ve namaza başlamadan önce kullanılması münasip olur.
***

Misvakla alâlakalı diğer bazı hadîs-i şerifler de şöyledir:

“Câfer bin Ebî Tâlib (r.a.) demiştir ki; ashaptan bir cemaat, Resûl-i Ekrem’in (s.a.v.) yanına gelmişlerdi. Onlara hitâben, “Bana ne oluyor ki, sizleri dişleri sararmış ve ağızları kokuyor olarak görüyorum. Misvak kullanınız! Eğer ümmetime güç geleceğinden korkmasaydım, her namazda (abdest alırken) misvak kullanmalarını emrederdim.”(3) buyurdu.

“Dört şey peygamberlerin müştrek/ortak sünnetlerindendir:

1. Utanma duygusu,

2. Güzel koku sürünmek,

3. Misvak kullanmak,

4. Evlenmek.” (4)

“Mİsvak kullanılarak (alınan abdestle) kılınan namaz, misvaksız olarak kılınan namazdan yetmiş derece daha üstündür.” (5)

Template by:
Free Blog Templates